Olympos & Çıralı

Olympos

Olympos kelimesinin eski yunancada “ulu dağ” anlamına geldiğine inanılmaktadır. Dünya üzerinde yirmiden fazla dağ ve tepe bu adı taşımaktadır ve bazılarının yakınlarındaki kasaba ve şehirler de bu adı almıştır. Bu tepelerin en ünlüsü, Yunanistan’ın kuzey doğusunda bulunan, eski Yunan tanrılarının evi sayılan, Thessalian tepesidir. Antik Likya’nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m’lik mutteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta’ları Khimaira’sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.


Ulupınar sahil yolu üzerinde, güneydoğuya ayrılan ilk Olympos levhası Çıralı ve Yanartaş’a gider. Bu kavşaktan dönmeyip 1 km sonra karşılaşılan Olympos Levhasından güneydoğuya dönüldüğünde, 7 km sonra Olympos antik kentine ulaşılır. Çıralı köyünden, antik kente yürüyerek (araç ulaşım yolu bulunmamakta) 25 dakikada ulaşılabilir.


Antalya otogarından Kaş yönüne giden otobüslerle Olympos kavşağına kadar gitmek mümkün. Kavşaktan sonra belirli zaman aralıklarında geçen minübüslerle ve konaklama yerlerinin servis araçları ile Olympos’a ulaşılabilir.

 

 

Çıralı

Olympos Antik Kentinin doğusunda yeralan Çıralı yerleşimine, Olympos Antik Kenti sahilinden 300 m doğuya yürünerek, ya da Antalya-Kaş karayolu üzerindeki Çıralı yol ayrımından 11 km sonra ulaşılabilir. Caretta’ların yumurta bıraktığı muhteşem kumsalı, bölgenin eşsiz sahillerinden biridir. Pek çok endemik bitkinin yaşadığı sahil kumulları ve bölge doğal sit alanıdır.

Çıralı girişindeki köprüden sonra portakal bahçeleri arasından geçen yoldan yaklaşık 3,5 km sonra bölge halkı tarafından “Yanartaş” olarak adlandırılan Khimaira ören yerine ulaşılır.

Çıralı’da doğal yapıyı bozmayacak yapıda pek çok pansiyon ve yeme-içme tesisleri bulunmaktadır.

Yanartaş

Yanartaş, Tahtalı dağının eteklerinde, deniz seviyesinden 250 m yüksekte bulunmaktadır. Günümüzde, ormanın içerisinde, açık bir kayalık alanda 20 kadar alev bacası vardır. MÖ. 4. yüzyıldan beri yazarlar metinlerinde bu gizemli alevlerden sözetmektedirler. Ateşin bulunduğu yerin yakınlarındaki kalıntılar antik bir Bizans Kilisesine aittir. Bölgede bulunduğu bilinen en eski yapı, Hephaistos’a adanmış olan bir tapınaktır. Günümüzde bu yapıdan geriye çok az bir kalıntı kalmıştır.


Yapılan analizler sonucu yanan gazda bol miktarda metan olduğu tespit edilmiştir. Bu gizemli alevlerin keyfini en iyi karanlıkta çıkarabilirsiniz. Fakat alevlerin olduğu düzlüğe kadar yapmanız gereken maceralı yolculukta yanınızda bir el feneri bulundurmanızda fayda var. 
Olympos, bir ören yeri olduğundan dolayı büyük bir turistik merkez olması yasalarla engellenmiştir. Böylelikle bölgenin doğal yapısı korunmuş ve Olympos tüm ziyaretçilerin hoşça vakit geçirdikleri benzersiz bir doğal cennet haline gelmiştir. Şehri gezmek için ormanın içerisinden, vahşi hayatı görerek, çam ve defne ağaçlarının kokusunu duyarak maceralı bir yolculuk yapmanız gerekir. Muhteşem sahil şeridi sadece güneşlenme tutkunlarına ev sahipliği yapmaz… Yaz aylarında büyük deniz kaplumbağaları geceleri yumurtalarını bırakmak için Olympos-Çıralı sahiline gelirler.


Adrasan da Olympos’a çok yakın. Sadece bir sapak ile ayrılıyorlar denilebilir. Akdeniz’in girintili çıkıntılı koylarında komşu oldukları da söylenebilir. Adrasan sakin, kendi halinde bir beldedir dense de Bodrum ile kıyaslanamasa da kendince bir hareketliliği var. Çam ağaçları ile çevrili bir koy. Deniz manzaralı doğa yürüyüşleri için ideal. Adrasan’da nüfusuna paralel oranda seracılık var. Bir de özgün olarak keçiboynuzu ağaçları yetişiyor. Sahil kumsal ama arada çakıllar var. Denizin kara ile kesiştiği, dalgaların kıyıya vurduğu çizgi iri taşlar ile kaplı.